Se afișează postările cu eticheta texte. Afișați toate postările
Se afișează postările cu eticheta texte. Afișați toate postările

duminică, 24 aprilie 2011

Renkler

-Gömleğinin rengi nedir?
-Gömleğim kırmızıdır.
-Koyu mu, açık kırmızı mı?
-Açık kırmızıdır.
-Daha neler satın aldın?
-Epey güzel şeyler satın aldım: bir entari, bir eteklik, bir bluz ve bir çift sandal.
-Ben mavi bluzu beğeniyorum.
-Ben beyaz entari ve siyah etekliği beğeniyorum.
-Tam bana uygun ölçüdür.
-Bu turkuaz eşarpı çok beğeniyorum.
-Evet, muhteşem bir eşarp.
-Ben de bir eşarp rica ediyorum.
-Al şu portakal renginde eşarpı.
-Harikulade.
-Evet, sana yakışıyor şu eşarp.

Vocabular:

-renk = culoare
-koyu = inchis
-açık = deschis
-gömlek = camasa
-kırmızı = rosu
-entari = rochie
-eteklik = fusta
-çift = pereche
-mavi = albastru
-beyaz = alb
-siyah = negru
-ölçü = masura, dimensiune
-muhteşem = minunat
-harikulade = superb
-yakışmak = a-i veni bine, a i se potrivi
-kahverengi = cafeniu
-sarı = galben
-pembe = roz
-yeşil = verde
-mor = mov

marți, 22 februarie 2011


Araba sürüyor musun?

-Enver, araba sürüyor musun?
-Elbette. Sürücü ehliyetimi sınava girerek üç yıl önce almıştım.
-Ben ancak bir ay önce araba sürmeye başladım.
-Bakalım, nasıl sürüyorsun. Kemeri bağladın mı?
-Tabii.
-Öyle ise, hareket et. Ilk sokak sağa sap. Dikkat et. Semafor kızıl ışık gösteriyor. Tamam. Gidiyoruz! Şurada yaya geçidi var. Çok dikkat et!
-Tek yönlü trafik bölgesi mi?
-Evet. Burada bir semafor var. Arkadan başka bir araba geliyor mu?
-Hayır. Dikkat et, semafor çalışmıyor.
-Tamam. Evimize yetiştik.
-Çok iyi sürüyorsun. Güç değil, öyle mi?
-Güç değil, zaten ben araba sürmeyi çok severim.

Vocabular:

-sürmek = a conduce
-elbette = bineinteles
-sürücü = sofer
-ehliyet = permis
-ancak = de-abia
-kemer = centura
-bağlamak = a atasa, a pune
-öyle ise = öyleyse = o zaman = atunci
-hareket etmek = a se misca
-
sağ = drept
-sapmak = a intoarce
-kızıl ışık = culoarea rosie
-yaya = pieton
-geçit = trecere
-yaya geçidi = trecere de pietoni
-tek = unic
-yön = sens
-arka = spate
-yetişmek = a ajunge
-güç = greu
-zaten = de altfel

joi, 23 decembrie 2010


Ah Tamara!

Çok eski zamanlarda Akdamar (Van), çok güzel badem ağaçlarıyla dolu bir adaymış. Bu adaya çıkmak yasakmış. Burada bir de kilise varmış. Bu kilisenin papazının da "Tamara" adında çok güzel bir kızı varmış. Papaz, kızını o çevrenin en zenginlerine bile vermemiş.

Çevre köylerden bir delikanlı bu adayı çok merak etmiş. Bu genç çok iyi bir yüzücüymüş. Bir gün adaya kadar yüzmüş. Çok yorulmuş ve kıyıda biraz dinlenmek istemiş. Bu sırada ağaçların arasında dünya güzeli Tamara'yı görmüş. Genç kızla delikanlı göz göze gelmişler ve ikisi de o anda birbirlerine âşık olmuşlar. Bundan sonra iki genç, hep gizli gizli buluşmuşlar. Genç kız her gece kıyıdan delikanlıya bir fener yakmış; delikanlı da karşı kıyıdan bu ışığa doğru yüzmüş. Böylece günler geçmiş. Bir gün, adadaki başka bir papazın kızı onları görmüş ve çok kıskanmış. Bunu hemen babasına anlatmış.

Bir gece çok şiddetli bir fırtına çıkmış. Dalgalar adam boyu yükselmiş. Tamara, gölü çok tehlikeli görmüş, bu yüzden o gece feneri yakmamış. Diğer kızın papaz babası kıyıya gitmiş bir fener yakmış. Delikanlı feneri görmüş, hemen suya atlamış, fenere doğru yüzmüş. Fakat papaz biraz sonra feneri söndürmüş. Delikanlı gece karanlıkta yönünü kaybetmiş, bir türlü kıyıya ulaşamamış. Delikanlının sonunda gücü tükenmiş ve yardım istemek için "Ah Tamara!" diye bağırmış. Ama sular onu dibe çekmiş. Tamara delikanlının çığlığını duymuş, hemen kıyıya koşmuş, ama sevgilisinin sesi artık kesilmiş. Tamara "O, boğulup öldü" diye düşünmüş ve kendini suya atmış. Iki sevgilinin cansız bedeni Van Gölü'nün sularında birbirine kavuşmuş.

Işte adaya o günden sonra "Ah Tamara!" demişler. Zamanla bu ad "Akdamar"'a dönüşmüş.

Vocabular:

-badem = migdala
-ağaç = copac
-dolu = umplut
-ada = insula
-yasak = interzis
-kilise = biserica
-papaz = preot
-çevren = imprejurime
-bile = chiar si; nici macar
-delikanlı = flacau
-merak etmek = a fi curios, interesat, preocupat
-yüzücü = inotator; yüzmek = a inota
-kıyı = mal, tarm
-göz göze = ochi in ochi
-gizli gizli = in secret, pe ascuns
-fener = felinar, far, lanterna
-yakmak = a aprinde, a lumina
-karşı = opus, vizavi
-ışık = lumina
-şiddetli = violent, intens, puternic
-yükselmek = a ridica
-tehlikeli = periculos
-söndürmek = a stinge
-yön = sens
-kaybetmek = a pierde
-türlü = fel, gen
-ulaşmak = a ajunge
-güç = forta, putere
-tükenmek = a se epuiza, a se consuma
-bağırmak = a tipa
-dibe çekmek = a trage in jos
-çığlık = tipat, urlet
-ses = voce
-kesilmek = a inceta, a se opri
-boğulmak = a se ineca
-beden = corp, trup
-kavuşmak = a se regasi
-dönüşmek = a se transforma, a se preschimba

Aşağıdaki soruları metne göre yanıtlayın (Raspundeti la intrebarile de mai jos conform textului)

1. Delikanlı yasak adaya niçin gitmiş?
2. Delikanlı her gün adaya nasıl yüzmüş, fırtınalı günde neden adaya çıkamamış?
3. Genç kızla delikanlı nasıl karşılaştılar, birbirlerini görünce ne oldu?
4. Tamara'yla delikanlıyı beraber kim görmüş, ne yapmış, niçin?
5. Efsane nasıl bitiyor?

duminică, 5 decembrie 2010


Korkuyorum

Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte,bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun...

(sursa aici si imagini cu versuri aici)


Vocabular:

-yağmur = ploaie
-
yağmur yağmak = a ploua (yağ + ınca = yağınca = plouand, pe cand ploua - forma de gerunziu; eu am gasit 9 forme de gerunziu!!)
-demek = a spune, a zice
-açmak = a deschide (aç + ınca = deschizand - gerunziu)
-şemsiye = umbrela
-g
üneş = soare
-gölge = umbra
-kaçmak = a scapa, a evada
-rüzgar = vant
-çıkmak = a iesi (çık + ınca = çıkınca = iesind - gerunziu)
-pencere = fereastra
-kapatmak = a inchide
-
işte = de-aia, de aceea
-
bunun için = de aceea, din aceasta cauza
-
korkmak = a ii fi teama
-sevmek = a iubi (
sev + dik + in = sevdiğin = dragostea ta, persoana / obiectul iubit - participiu. Sa mai spun ca am gasit 6 forme de participiu?! In text e folosit acuzativul cerut de vb söylemek = a spune - Beni de sevdiğini söylüyorsun)

joi, 2 decembrie 2010


Türkler

Türkler, geçmişi çok zengin bir millettir.
Dünyadaki Türklerin sayısı 150 milyondan fazladır. Geçmişte Kuzey Buz Denizinden Akdeniz'e kadar tüm topraklara yerleştiler. Bu toprakları kuraktı. Şehirlerini dağ, yayla ve ovalar üzerine kurdular.
Türklerin, yaşam bölgelerine göre hayat tarzları farklılıklar gösterdi. Daha çok hayvancılık ve tarımla (toprak) geçimlerini sağladılar.
Bütün Türk ülkelerinin hayat tarzı birbirine benzer. Doğu ve Batı Türkistan'da, Azerbaycan'da ve Anadolu'da geçim kaynağı ziraatti. Ayrıca Kafkasya'da, Azerbaycan'da ve Anadolu'da tarımla ve hayvancılıkla uğraşıldı. Görülüyor ki, yaşam yerleri arasındaki mesafeler uzaktı ama Türklerin hayat tarzında bir birlik vardı.
Türklerin yaşam bölgeleri yedi bölümdür.
a- Balkanlar, b- Türkiye, c- Iran, d- Kafkasya, e- Idil-Ural, f- Orta Asya ve Kazakistan, g- Şincang-Uygur Bölgesi (Doğu Türkistan)
Tüm bölgelerde Türkler birbirinden farklı şekilde kendi milli edebiyatlarını geliştirdiler. Dil, adet, örf ve düşünce yapısı bakımından kendisine has özellikler gösterdiler.

Vocabular:
-geçmiş = trecut
-millet = natiune, popor
-dünya = lume
-sayı = numar
-fazla = mai mult, in plus
-Kuzey = Nord
-buz = inghetat
-tüm = bütün = tot
-toprak = pamant
-yerleşmek = a se aseza, a se stabili
-kurak = arid
-yay = podis
-ova = campie
-üzerine = deasupra
-kurmak = a forma, a institui, a pune bazele
-yaşam = trai; yaşamak = a trai
-bölge = regiune
-göre = conform
-hayat = viata
-tarz = mod, fel, maniera
-hayat tarzı = mod de viata
-farklı = diferit; farklılık = diferenta
-göstermek = a arata
-hayvancılık = crescatoria animalelor
-tarım = agricultura
-geçim = trai
-sağlamak = a garanta, a asigura
-ülke = tara
-benzemek = a semana, a se asemana cu
-Doğu = Est
-Batı = Vest
-kaynak = sursa, izvor
-ziraat = agricultura
-ayrıca = mai cu seama, indeosebi
-uğraşmak = a se preocupa
-arasındaki = printre
-mesafe = distanta
-birlik = asociere, unire, unitate
-farklı = deosebit, diferit
-şekil = forma, aspect
-milli = national
-edebiyat = literatura
-geliştirmek = a dezvolta, a face sa evolueze
-adet, örf = datina si obicei
-düşünce yapısı = mentalitate
-bakımından = din punctul de vedere
-has = special, particular
-özellikler = in special, indeosebi

luni, 22 noiembrie 2010


Apartamanımızda kimler oturuyor?

Bizim apartamanımız Fenerbahçe'de. Apartamanımızda 42 daire var. Apartamanımızda çok çocuk var. Küçük çocuklar, büyük çocuklar ve bebekler. Bebekler bazı geceler ağlıyorlar. Hafta sonu apartmanda ve bizim sokakta çok gürültü oluyor, çünkü çocuklar hafta sonu okula gitmiyorlar. Onlar apartmanda ve sokakta oynuyorlar.
Üçüncü katta Yunus Dede ve Nurten Nine oturuyor. Onlar yalnız yaşıyorlar. Onların oğlu Antalya'da oturuyor, çünkü orada çalışıyor. Iki kızları Levent'te oturuyor. Yunus Dede çocukları seviyor, ama bazen çocuklara kızıyor, çünkü o gürültüden hoşlanmıyor. Benim amcam da bizim apartmanda oturuyor. Üç kuzenim var. Onların adları Uğur, Orkun ve Özge. Uğur 22 yaşında üniversiteyi yeni bitirdi. Orkun üniversiteye gidiyor, Özge liseye gidiyor. Çocuklar kuzenlerimi çok seviyorlar, çünkü onlar çocuklarla oynuyorlar.
Benim adım Halit. Çocuklar beni de seviyorlar, çünkü onlarla bazen futbol oynuyoruz. Zemin katta Zeynel Efendi ve ailesi oturuyor. Zeynel Efendi çok yoruluyor. Apartmanda herkese yardım ediyor ve apartmanı temizliyor. Markete gidiyor, herkes için ekmek gazete alıyor.

Vocabular:
-apartaman = bloc
-daire = apartament
-ağlamak = a plange
-
gürültü = galagie
-kat = etaj
-yalnız = singur
-yaşamak = a trai
-kızmak = a se supara
-amca = unchi
-kuzen = var
-bitirmek = a termina (bitmek = a se termina)
-zemin = sol; zemin katı = parter
-yorulmak = a obosi
-herkes = fiecare
-temizlemek = a curata, a face curatenie
-ekmek = paine

Lütfen cevap veriniz:
1. Gece kim
ağlıyor?
2. Sokakta niçin hafta sonu gürültü oluyor?
3. Yunus Dede niçin çocuklara kızıyor?
4. Yunus Dede'nin oğlu nerede oturuyor?


Dört arkadaş

Dün çok canım sıkıldı. Arkadaşlarıma telefon ettim ve üç arkadaşımla buluştuk. Önce bir yere gittik, sohbet ettik. Rauf dün akşam çok geç yattı, çünkü ilginç bir kitap okudu. Şimdi biraz uykusuz. Kitabı bize anlattı. Kitap gerçekten çok ilginç. O kitabı ben de okumak istiyorum. Rauf'tan istedim. Benden sonra Murat da bu kitabı okumak istiyor.
Sonra ben, Rauf, Murat ve Ismail sinemaya gittik. Filmin yarısında sinemadan çıktık, çünkü film güzel değildi. Biraz yürüdük ve mağazaların vitrinlerine baktık. Mağazalarda çok güzel şeyler var, ama biraz pahalı. Genellikle sezon sonunda fiyatlar daha ucuz. Murat bir pantolon, Rauf da bir ayakkabı aldı. Saat altı buçukta ayrıldık ve herkes evine gitti.

Vocabular:
-canı sıkılmak = a se plictisi
-yatmak = a se culca
-ilginç = enteresan
-uykusuz = nedormit, obosit
-anlatmak = a povesti, a relata
-gerçekten = intr-adevar
-yarı = jumatate
-yürümek = a se plimba
-pahalı = scump
-genellikle = genelde = in general
-fiyat = pret
-ucuz = ieftin
-ayakkabı = incaltaminte

Lütfen cevap veriniz:
1. Onlar önce ne yaptılar?
2. Rauf niçin geç yatt
ı?
3. Rauf'un kitab
ını kimler okumak istiyor?
4. Onlar ne zaman sinemadan
çıktılar?
5. Dört arkadaş saat kaçta ayrıldılar?
6. Fiyatlar ne zaman ucuz?
7. Kimler alışveriş yaptı, neler aldı?

sâmbătă, 6 noiembrie 2010


Arkadaşım

Benim adım Nilay, Yeşim adında bir arkadaşım var. Adı kendi de çok güzel. O uzun boylu. Saçları sarı, gözleri ela. Bizim eve çok yakın oturuyor.
Yeşim Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi'nden bu sene mezun oldu. Yaklaşık 6 aydır iş arıyor. Iş bulmak çok zor.
Onun annesi, babası ve iki kardeşi var. Babası öğretmendir. Annesi bir bankada memur olarak çalışıyor. Kız kardeşi, liseye, erkek kardeşi de ortaokula gidiyor. O şimdi evde oturuyor, gazete ilanlarına bakıyor, ev işlerinde annesine yardım ediyor.
Dün akşam bizim evde kaldı. Sabaha kadar sohbet ettik ve çok gülüp eğlendik. Babam çok kızdı "Artık yatın" dedi. Biz de alçak sesle konuştuk.
Yeşim'i çok seviyorum. O şimdi nişanlı. Yakında evleniyor. Hem üzülüyorum hem seviniyorum. Üzülüyorum çünkü Kıbrıs'a gelin gidiyor. Seviniyorum çünkü o çok mutlu.

Vocabular:

-mezun olmak = a absolvi
-yaklaşık = aproximativ
-ilan = anunt
-kalmak = a ramane
-evlenmek = a se casatori
-hem = si, de asemenea
-üzülmek = a regreta
-sevinmek = a se bucura
-Kıbrıs = Cipru
-sohbet etmek = a discuta
-gülüp eğlenmek = a se amuza, a se distra
-kızmak = a se supara
-alçak = jos
-nişanlı = logodit


Yaşlılık

Merhaba, benim adım Özcan. Öğrenciyim. Bugün çok yorgunum ve hastayım. Okula gitmedim. Geçen hafta sonu Izmir'e gittim. Hava çok soğuktu. Sabahtan akşama kadar yağmur yağdı. Benim de şemsiyem yoktu. Çok ıslandım.
Bügün hava güzel. Şimdi penceremden dışarıya bakıyorum. Insanları seyrediyorum. Çocuklar koşuyorlar, oynuyorlar. Gençler kahvenin önünde oturuyorlar, sohbet ediyorlar. Bazen yoldan yaşlı dedeler ve nineler geçiyor. Ellerinde pazar çantaları ve bastonları yavaş yavaş yürüyorlar.
Ben yaşlı insanları çok seviyorum. Çünkü benim de bir yaşlı dedem var. O bizimle yaşamıyor, köyde yaşıyor. Ben her yaz dedemi ziyaret ediyorum. Ona bahçe işlerinde yardım ediyorum. Birgün biz de yaşlanacağız. Gelecek biziz, geçmiş onlar. Geçmiş geleceğin bahçesidir.
Bütün insanlara bir mesajım var. "Yaşlıları sevin, onlara yardım edin, lütfen bahçenin güllerini soldurmayın".

Vocabular:

-yaşlılık = batranete
-yağmur yağmak = a ploua
-şemsiye = umbrela
-ıslanmak = a se uda, a se umezi
-yürümek = a se plimba
-yaşlanmak = a imbatrani
-gelecek = viitor
-geçmiş = trecut
-soldurmak = a ofili

Aşağıdaki sorulara cevap veriniz:

1. Özcan ne iş yapıyor, okula niçin gitmedi?
2. Özcan o gün pencereden kimleri görüyor ve bu insanlar neler yapıyorlar?
3. Özcan yaşlı insanları seviyor mu, neden?
4. Özcan'ın dedesi nerede yaşıyor?
5. Özcan'ın mesajı nedir?

luni, 1 noiembrie 2010

Text

Martin: Merhaba
Sekreter: Merhaba
Martin: Turkçe kursuna kayıt yaptırmak istiyorum.
Sekreter: Tabii. Adınız, soyadınız?
Martin: Martin Little.
Sekreter: Doğum yeriniz ve doğum tarihiniz?
Martin: Doğum yerim Amerika, Dallas. Doğum tarihim 1976.
Sekreter: Adresiniz nedir?
Martin: Cinnah Caddesi, Kuloğlu Sok. 18/1 Çankaya - Ankara.
Sekreter: Telefon numaranız?
Martin: 926 05 48
Sekreter: Kaydınız tamam.
Martin: Peki, dersler ne zaman başlıyor?
Sekreter: Pazartesi günü saat 09.00'da.
Martin: Hangi sınıf?
Sekreter: 3. kat 5 numaralı sınıf. Buyurun TÖMER kimliğiniz.
Martin: Teşekkür ederim. Iyi günler.
Sekreter: Rica ederim. Size de iyi günler.

Vocabular:

-kayıt = inregistrare, inscriere
-kayıt yapmak = a inregistra, a inscrie; kayıt yaptırmak = a fi inregistrat, inscris (de cineva la comanda altei persoane; in acest caz, verbul a primit sufixul diatezei factitive. vb care primesc sufixul diatezei factitive, daca sunt tranzitive, devin intranzitive, iar daca sunt intranzitive, devin tranzitive)
-soyad = prenume
-doğum = nastere
-yer = loc
-doğum yeri = locul nasterii
-tarih = data (calendaristica); istorie
-doğum tarihi = data de nastere
-kat = etaj
-numaralı sınıf = clasa cu nr.
-kimlik = legitimatie, carte de identitate
-rica ederim = cu placere

duminică, 24 octombrie 2010


Fatma Hanım

Fatma Hanım bir şirkette sekreterdir. Işe her sabah saat dokuzda gidiyor. Şirket eve çok yakın. Şirkette öğle yemeği yiyor.
Akşam işten sonra alışveriş yapıyor ve eve saat yedide dönüyor. Mutfağa gidiyor ve yemek pişiriyor.
Ali Bey bazen Fatma Hanım'a mutfakta yardım ediyor.
Yemekten sonra bazen TV seyrediyorlar, bazen kitap okuyorlar. Fatma Hanım bazen hafta sonu temizlik yapıyor, çamaşır yıkıyor.

Lütfen cevap veriniz

1. Fatma Hanım ne iş yapıyor?
2. Saat dokuzda nereye gidiyor?
3. Şirket eve uzak mı?
4. Fatma Hanım nerede öğle yemeği yiyor?
5. Ali Bey, Fatma Hanım'a mutfakta yardım ediyor mu?
6. Onlar yemekten sonra neler yapıyorlar?
7. Fatma Hanım hafta sonu neler yapıyor?

luni, 20 septembrie 2010


Text

Türkiye

Türkiye, Asya ile Avrupa arasında bir köprüdür. Büyük bir ülkedir. Türkiye'de yaklaşık 70 milyon insan yaşıyor. Başkenti Ankara'dır. Üç tarafında deniz vardır. Türkiye'nin dört denizi vardır. Bunlar Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi'dir. En büyük şehirleri; Istanbul, Ankara, Izmir, Bursa, Samsun ve Adana'dır.

Türkiye'nin yedi bölgesi vardır. Bunlar; Marmara, Akdeniz, Karadeniz, Ege, Iç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu'dur. Ankara, Iç Anadolu Bölgesi'ndedir. Istanbul, Marmara Bölgesi'nde; Izmir de Ege Bölgesi'ndedir.

Türkiye'nin çok çeşitli meyve ve sebzesi, çok güzel dağları, ırmakları ve gölleri vardır. Türkiye'nin tarihi eserleri çok zengindir. Bu nedenle, Türkiye'ye her yıl Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya'dan birçok turist geliyor. Türkiye'nin güneşi ve denizi çok güzeldir.


Vocabular:
-ara = distanta, interval, spatiu
-köprü = pod
-ülke = tara
-yaklaşık= aproximativ
-başkent = capitala
-taraf = parte
-Karadeniz = Marea Neagra
-Akdeniz = Marea Mediterana
-Ege Denizi = Marea Egee
-bölge = regiune
-Iç Anadolu = Anatolia Centrala
-Doğu = Est
-Güneydoğu= Sud-Est
-çeşit = fel, sortiment
-ırmak = rau
-göl = lac
-tarih = istorie
-eser = creatie, opera
-zengin = bogat, abundent
-güneş = soare

(Dupa cum se observa, in limba turca, semnul de punctuatie care anunta enumerarea nu este "doua puncte", ci "punct si virgula")

Intrebari:

1. Türkiye nerededir?
2. Türkiye'nin kaç bölgesi vardır?
3. Türkiye'nin çevresinde hangi denizler vardır?
4. Niçin Türkiye'ye çok turist geliyor?
5. Türkiye'ye hangi memleketlerden (memleket = tara) turist geliyor?

vineri, 10 septembrie 2010



Text

Pentru ca tot este sarbatoare la musulmani, le urez si eu Iyi Bayramlar, si redau mai jos un text pe care l-am facut la curs referitor la acest subiect. Lectura placuta :)


Dini Bayramlar


Bayramlar bir milletin gelenek ve göreneklerinin en önemli parçasıdır. Genellikle bayramları "Dini Bayramlar" ve "Milli Bayramlar" diye ikiye ayırıyoruz.

Dini bayramlar, bir milletin dini kurallarıyla ilgilidir. Örneğin Müslümanlık için iki büyük dini bayram vardır. Birincisi ramazan ayının sonundaki "Ramazan Bayramı" diğeri ise "Kurban Bayramı"dır.

Müslümanlar bir aylık oruçtan sonra üç gün bayram yapıyorlar. Bayramda insanlar güzel yemekler, özellikle lezzetli tatlılar yiyorlar. Buna bu sebeple Ramazan Bayramı veya Şeker Bayramı diyorlar. Bundan iki ay on gün sonra ise Kurban Bayramını kutluyorlar. Bu bayram ise dört gün sürüyor. Her müslüman bu bayramda bir kurban kesmek istiyor. Ancak bunu yapmak herkes için mümkün olmuyor. Kurban kesmek için kişinin para durumunun iyi olması gerekiyor. Bayramın üçüncü gününe kadar kurban kesmek mümkündür. Ancak insanlar genellikle kurbanı, bayramın birinci günü kesiyorlar. Kurban etini komşulara, fakirlere dağıtıyorlar, kendileri için ayırıyorlar.

Her iki bayram da sevgiyi, saygıyı, yardımlaşmayı amaçlıyor. Bu sebeple insanlar bu bayramlarda birbirlerini ziyaret ediyorlar, büyüklerin ellerini öpüyorlar, fakirlere yardım ediyorlar.

Vocabular

-din = religie; dini = religios
-milletin = natiune; milli = national
-gelenek ve görenek = obiceiuri si traditii
-önemli= important
-parça = parte, componenta
-diye = zicand
-ayırmak = a desparti, a separa
-kural = regula, lege (kural +lar+ı+yla = cu regulile ei)
-ilgili = in legatura cu, legat de
-örneğin = de exemplu
-için= pentru
-birinci = primul (bir+inci)
-ay = luna (ay+ı+nın son+u+n+da+ki = de la sfarsitul lunii)
-diğeri= celalalt, cealalta
-ise = iar
-kurban = sacrificiu
-oruç = post
-özellikle= in special
-lezzetli= gustos
-bu sebeple= bu nedenle = bu sebepten = din aceasta cauza
-şeker = zahar, dulciuri; şekerli = cu zahar = tatlı = dulce
-kutlamak = a sarbatori
-sürmek = a dura
-kesmek= a taia
-ancak = doar ca
-mümkün= posibil
-kişi = persoana, om
-durum = situatie, stare
-gerekmek = a fi necesar, trebuie
-üçüncü= al treilea
-kadar = pana, pana la
-fakir = sarac
-dağıtmak = a imparti, a imprastia, a disemina
-kendiler = ei insisi
-saygı = respect
-yardım = ajutor; yardımlaşmak = a da ajutor reciproc, intrajutorare
-amaç = hedef = tinta, scop, tel; amaçlamak = a avea ca scop, a tinti
-birbirler = unul cu altul
-ziyaret etmek = a vizita
-büyükler = cei mari
-öpmek = a saruta

vineri, 16 iulie 2010


Ahmet Bey

Ahmet Bey Beşiktaş'ta oturuyor. O her sabah çok erken uyanıyor. Önce banyo yapıyor, sonra kahvaltı yapıyor. O kahvaltıda çay içiyor, reçel, peynir ve zeytin yiyor. Kahvaltıdan sonra gazete okuyor.
Ahmet Bey daha sonra evden çıkıyor ve otobüse biniyor. Taksim'de otobüsten iniyor. O Taksim'de bir hastanede çalışıyor. Ahmet Bey doktordur.
Öğleden sonra işten çıkıyor, eve gidiyor ve yemek yiyor. Yemekten sonra biraz dinleniyor. Ahmet Bey bazen bara gidiyor. Taksim'de güzel barlar var. Barda genellikle bira içiyor ve dans ediyor. O her zaman eve erken dönüyor.
Ahmet Bey pazar günü çalışmıyor. Pazar günü genelde evde oturuyor, kitap okuyor, müzik dinliyor, televizyon seyrediyor. Fakat bazen tenis oynuyor. Ahmet Bey çok iyi bir tenisçidir.

-banyo yapmak = a face baie
-reçel = gem
-peynir= branza
-zeytin = maslina
-hastane = spital (forma corecta este "hastahane", dar se impune aceasta forma scurta ca forma corecta)
-öğle = pranz
-bira= bere
-dans etmek = a dansa
-her zaman = mereu (her = fiecare; zaman = timp)
-pazar = duminica; piata; pazar günü = ziua de duminica ("ü" final din "günü" este sufixul posesiv)

Lütfen cevap veriniz:

1. Ahmet Bey ne iş yapıyor?
2. Ahmet Bey ne zaman işten çıkıyor?
3. Ahmet Bey kahvaltıdan sonra ne yapıyor?
4. Ahmet Bey nerede çalışıyor?
5. Ahmet Bey hangi gün çalışmıyor?
6. Ahmet Bey nerede oturuyor?

joi, 8 iulie 2010


Istanbul'da bir Tanışma

Ayşe: Merhaba! Turkçe biliyor musunuz?
Alina: Evet, biraz biliyorum.
Ayşe: Benim adım Ayşe. Sizin adınız ne?
Alina: Alina. Memnun oldum.
Ayşe: Ben de, memnun oldum. Nereden geliyorsunuz?
Alina: Romanya'dan geliyorum.
Ayşe: Kursa gidiyor musunuz?
Alina: Evet, gidiyorum.
Ayşe: Kurs nerede?
Alina: Taksim'de.
Ayşe: Orada Ingilizce kursu var mı?
Alina: Evet, var. Başka diller de öğretiyorlar.
Ayşe: Şimdi nereye gidiyorsunuz?
Alina: Kursa gidiyorum. Saat birde (1.00'de) ders var.
Ayşe: Aaa... çok iyi. Ben de geliyorum. Broşür almak istiyorum.
Alina: Tabii, buyurun. Istanbul'da güzel bar var mı?
Ayşe: Evet, Ortaköy'de ve Taksim'de çok güzel barlar var. Gitmek istiyor musun?
Alina: Evet, istiyorum, ama Ortaköy nerede?
Ayşe: Ortaköy çok yakın. Bu akşam beraber gidiyoruz. Tamam mı?
Alina: Tamam.
Ayşe: Saat sekizde (8.00'de) Taksim'de buluşuyoruz.

-tanışmak = a face cunostinta; tanışma = cunostinta
-bilmek = a sti
-biraz = putin
-kurs = ders = curs
-orada = acolo; burada = aici
-Ingilizce kursu = curs de engleza
-başka = alt,a
-dil = limba
-de = si
-öğretmek = a invata
-broşür = brosura
-almak = a lua
-tabii = normal, bine, bineinteles
-buyurun = poftiti
-bar = bar
-beraber = impreuna
-tamam = bine
-buluşmak = a se intalni (premeditat)

Lütfen cevap veriniz:

1. Alina Turkçe biliyor mu?
2. Alina nereden geliyor?
3. Alina kursa gidiyor mu?
4. Ayşe kurstan ne almak istiyor?
5. Nerede güzel barlar var?
6. Onlar nerede buluşuyorlar?

marți, 6 iulie 2010


Bir Öğrenci

Benim adım Sabri. Ben bir öğrenciyim. Her sabah okula gidiyorum.

Okulda çok şey öğreniyorum. Teneffüste ben ve arkadaşlar geziyoruz, konuşuyoruz, şaka yapıyoruz.

Saat birde eve dönüyorum. Evde yemek yiyorum. Sonra tekrar okula gidiyorum ve bahçede basketbol oynuyoruz.

Akşam eve gidiyorum, duş yapıyorum ve yemek yiyorum, sonra ödev yapıyorum.

Ben ve arkadaşlar her hafta sonu futbol oynuyoruz. Bazen sinemaya gidiyoruz. Bazen de tavla oynuyoruz.

Yarın on arkadaş pikniğe gidiyoruz.


-teneffüs = pauza

-gezmek= a se plimba, a merge, a umbla

-şaka = gluma; şaka yapmak = a glumi

-tekrar = din nou, iar
-sonra = apoi

-ödev = tema

-her = fiecare

-hafta sonu = sfarsit de saptamana (weekend)

-bazen = uneori, cateodata

-tavla = table


Lütfen cevap veriniz (va rog raspundeti):


1. Sabri ne iş yapıyor?

2. O her gün nereye gidiyor?

3. Onlar teneffüste ne yapıyorlar?

4. Sabri evde ne yapıyor?

5. Sabri akşam ne yapıyor?

6. Onlar hafta sonu ne yapıyorlar?

7. Onlar bazen nereye gidiyorlar?

8. Onlar yarın nereye gidiyorlar?

sâmbătă, 13 martie 2010

Texte

A.

-Merhaba!

-Merhaba!

-Benim adım Yaşar, sizin adınız ne? (Numele meu este Yaşar, numele dumneavoastra care e?)

-Benim adım Emre.

-Memnun oldum.

-Ben de memnun oldum.

-Nasılsınız? (Ce faceti?)

-Teşekkür ederim, iyiyim, siz nasılsınız? (Multumesc, sunt bine, dumneavoastra ce faceti?)

-Teşekkürler, ben de iyiyim (Multumesc, si eu sunt bine).

-Allaha ısmarladık! (La revedere! - formula pe care o rosteste doar cel care pleaca)

-Hoşça kal! (La revedere)


B.

Müşteri (Clientul): Merhaba, iyi akşamlar!

Satıcı (Vanzatorul): Merhaba, hoş geldiniz! (Buna, bine ati venit)

Müşteri: Meyve var mı? (exista fructe?)

Satıcı: Evet, var (da, exista).

Müşteri: Iki kilo muz, bir kilo portakal ve üç kilo elma
lütfen! (doua kilograme de banane, un kilogram de portocale si trei kilograme de mere, va rog)
Satıcı: Maalesef portakal yok (Din pacate nu exista portocale)

Müşteri: Tamam, muz ve elma (Bine, banane si mere). Yumurta var mı? (Exista oua?)

Satıcı: Var, ama taze değil (exista, dar nu sunt proaspete)

Müşteri: Tamam, teşekkür ederim, iyi akşamlar!

Satıcı: Teşekkürler, iyi akşamlar!

-siz = voi, dumneavoastra / sizin = al vostru, al dumneavoastra
-ad = nume /
adınız = numele vostru, al dumneavoastra
-n
asıl = cum? / nasılsınız = cum sunteti, ce faceti
-
hoş geldiniz = bine ati venit / hoş geldin = bine ai venit
-meyve = fruct
-evet = da / hay
ır = nu
-kilo = kilogram
-muz = banana
-portakal = portocala
-elma = mar
-
lütfen = te rog, va rog
-m
aalesef = din pacate
-tamam = bine
-yumurta = ou
-ama = fakat = dar, insa
-taze = proaspat